Tüm sayfa görüntülemeleri

31 Mayıs 2017 Çarşamba

FALA İNANMA FALSIZ KALMA

                                                                                                                                                                               Ben tamda bir, çay ve kahve tiryakisiyim,kahvenin her türlüsünü çok severim ama gün içinde içtiğim buram buram kokan bir fincan türk kahvesinin keyfini hiçbir içeceğe değişmem . Eee tabi kahvemi içtikten sonrada alışkanlık galiba hemen fincanımı ters çevirip  kapatırım,   yanımda faldan anlayan biri varsa eğlencesine güzel ve değişik bir iki söz duymak  duymak hoş oluyor.Artık fal baktırmalar o kadar çok yaygınlaştıki hele bir de  akıllı telefonon varsa çek gönder falına anında bakılsın .Tabiki eğlencesine baktırmak keyifli ama hergününü  fala göre yaşayanlarda var.. Benim bir arkadaşım telefonuna yüklemiş uygulamayı ve hergün fal baktırıp  falcıdan güzel haberler bekliyor,ama hala kısmetinde görünen balık gelmemiş,ve çıkan anahtarı  halen beklemekte,eee ne diyelim fala inanma falsız kalma ..                                                                                                                                                                                                                        
 Peki kahve falı nedir ve nasıl bakılır   Kahve falı oldukça eski ve son derece klasik bir kehanet yöntemidir.Kahve Falı Başta Türkiye olmak üzere özellikle Müslüman ülkelerde çok geçerli bir fal şeklidir.

Kahve fincanı telvesinin oluşturduğu şekillere bakarak yorumlanır. Yorum çoğunlukla fal bakan kişinin içinden hissettikleri ile ağırlık kazanır
Kahve Falı Nasıl Bakılır?
Bir çok falcıya göre kurallı olarak bakılan fal, konsantrasyon için şarttır. Eğlencelik tarzdaki kahve falları, basit kurallarla bakılan bir fal tarzıdır. Kahve fincanı saat istikametinin tersi yönünde, baş üzerinde üç kez çevrilir. Bu esnada bir dilek tutulur. Daha sonra tabağın üzerine doğru döndürülerek kapatılır.

Üzerine metal konarak çabuk soğuması sağlanır. Ayrıca bu metalin, fincan içinde çıkabilecek kötülükleri uzaklaştırdığına inanılır. Bazı falcılara göre de bu metal orada gelecek ile ilgili negatifliği önlesin diye fincan üzerine konurmuş.

Fincan on dakika sonra açılır. Işık, bakan kişinin arkasından gelecek şekilde oturulur. Fincan açılır. İlk önce fincanın orta noktasına doğru bakılır. Bu, fal bakmaya konsantre olmak amacıyla yapılır. Daha sonra fincanın ağız ile içilen noktasından itibaren saat yönüne doğru bir tur attırılır. Ondan sonra ilk başlangıç noktasından itibaren şekiller üzerine yorum yapılır.
              Ha bir de  unutmadan son olarak eklemek isterimki bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varmış ,küçükte olsa iyilik yapan insanlar etrafımızdan eksilmesin sevgiyle kalın am fala inanıp falsızda kalmayın...

22 Mayıs 2017 Pazartesi

RENKLERİN HAYATIMIZA ETKİSİ.

          Bence renkler her insanda farklı duygular uyandırır ,Kimi renkler insanları sakinleştirirken ,kimi renkler  heyecanlandırır ,kimi renkler   ise   gergin bir ruh hali oluşturur.Herkesin kendi rengi vardır mesela ben giyim tarzımda kış aylarında genelde beyaz ,siyah ve mavi renkleri kullanmayı çok severim ,ama yaz gelince daha canlı ve rengarenk kullanmayı seviyorum   , sarının  tonu ve kırmızıyı pek kullanmam,  ama favori renginiz ne diye sorarsanız şayet hiç düşünmeden mor renk derim. Sizler için araştırdım bakalım hangi renk hayatımızı nasıl etkiliyor?????                                                                                                                                           
BEYAZTemizlik, saflık ve güven hissi verir. Hüzünlendirir.Siyah: Konsantrasyonu ve özgüveni arttırır.Mavi: Özgürlük hissi verir ve sakinleştirir.Yeşil: Dinlendirir ve huzur verir.Kırmızı: Tansiyonu ve kan akışını hızlandırır. İştah açar.Sarı: İnsana heyecan ve canlılık verir. Dikkat çekicidir.Mor: Bilinçaltını olumsuz etkileyebilir.Pembe: Neşe, güven ve rahatlık verir.Turuncu: İştah açar. Yorgunluğu giderir.Lacivert: Düşünce gücünü arttırır. Ciddiyet verir.Kahverengi: Toplum içinde rahatlık ve güven verir.Gri: Uzlaştırıcıdır. Yoğun kullanılırsa bunaltıcı olabilir.
 KIRMIZIBu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir. İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır. 
YEŞİL Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır.  : SİYAHDuygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi. 

MAVİ Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır. 
:LACİVERT Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır. 
MOR
Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını  korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir. 
PEMBE Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir. 
 
SARI Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür. 
 KAHVERENGİ.Gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir.  sergide, duvarların rengi değiştirilebilir hale getirilmiş. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler.Peki sizin favori renginiz hangisi?????




17 Mayıs 2017 Çarşamba

GEL, GEL YİNE GEL ....

Gel gel yine gel, ilk olarak bu çağrışlar beni etkilemişti ,tamda babamı kaybettiğim hüzünlü zamanımda Mevlananın bu güzel sözleri  kalbime usul usul  yavaşça dokunmuştu,hemen devamını okumaya ve araştırmaya başladım,Ben okudukça gözümden akan yaşlar ve yüreğim biraz olsun rahatlamıştı , Gel yine gel ne olursan ol yine gel ,ister kafir, ister mecusi ol yine gel ! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir .yüzkere tövbeni bozmuş olsan yine gel !..Beni resmen büyülemişti Mevlana Celaleddinin bu sözleri   okudukça ,daha çok okumak ve daha çok anlamak ve daha çok ,öğrenmek istedim,,vesonunda türbesine ziyaret etmeye gittim ..Peki Mevlana kimdi celaleddin rumi .hoşgörü ve kardeşliği çağrıştıran ünlü bir tasavvuf alimidir .Asıl ismi Muhammed Celalettindir ,Mevlana ismi efendimiz anlamına gelmektedir  ..,Hz. Mevlana 1207 yılında Belh şehrinde doğmuştur. Babası Sultan-ül-Ülema diye bilinen Bahaeddin Veled annesi Mümine Hatun 'dur. Bahaeddin Veled ailesi ile birlikte Belh 'den ayrıldıktan sonra Bağdat 'a buradan da Hac için Mekke 'ye gitmiş ve daha sonra Anadolu Selçuklularının en ihtişamlı dönemlerinde Anadolu 'ya geçmiştir. Malatya, Erzincan, Akşehir yoluyla Larende 'ye ( bugünkü Karaman ) geldi. 1225 yılında oğlu Hz.Mevlana 'yı Gevher Hatun 'la evlendirdi. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad 'ın daveti üzerine 1228 yılında Hz.Mevlana ile birlikte Konya 'ya geldi. Bahaeddin Veled 1231 yılında vefat etti.

Hz. Mevlana 1207 yılında Belh şehrinde doğmuştur. Babası Sultan-ül-Ülema diye bilinen Bahaeddin Veled annesi Mümine Hatun 'dur. Bahaeddin Veled ailesi ile birlikte Belh 'den ayrıldıktan sonra Bağdat 'a buradan da Hac için Mekke 'ye gitmiş ve daha sonra Anadolu Selçuklularının en ihtişamlı dönemlerinde Anadolu 'ya geçmiştir. Malatya, Erzincan, Akşehir yoluyla Larende 'ye ( bugünkü Karaman ) geldi. 1225 yılında oğlu Hz.Mevlana 'yı Gevher Hatun 'la evlendirdi. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad 'ın daveti üzerine 1228 yılında Hz.Mevlana ile birlikte Konya 'ya geldi. Bahaeddin Veled 1231 yılında vefat etti.
                       

     

Hz.Mevlana ertesi yıl babasının müritlerinden olan Muhakkık-i Tirmizi 'ye 9 yıl süreyle müritlik etti. (1232-1241) Bazı kaynaklarda Hz.Mevlana 'nın öğrenimini ilerletmek için Şam 'a gittiği söylenir. Muhakkık-i Tirmizi 'nin ölümünden sonra Hz.Mevlana medreselerde bir süre ders vermiştir. Verdiği dersler Selçuklu Sultanı ve vezirleri tarafından da takip edilmiştir.  Şems-i Tebrizi ile tanışmasıyla Hz.Mevlana 'nın hayatı değişmiş ve sahip olduğu ilmin yanında, O 'nu bir gönül adamı yapmıştır. . Şems-i Tebrizi  1246 yılında Şam 'a gitti. Ancak Hz.Mevlana 'nın ısrarlı davetleri üzerine 9 ay sonra Konya 'ya döndü. Şems-i Tebrizi 1247 yılında esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldu. Kayboluşuyla ilgili olarak Şems-i Tebrizi 'nin öldürüldüğü ve ayrıca Hz.Mevlana 'nın üzülmesine dayanamadığı için gizlice Şam 'a gittiği yolunda görüşler vardır. Bu olaydan sonra Mevlana kendini tamamen şiire, semaya ve çevresindekileri manevi yönden olgunlaştırmaya verdi. Daha sonraları kendisine sohbet arkadaşı olarak sırasıyla Selahaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi 'yi seçti. Hz.Mevlana 1273 yılında Konya 'da vefat etti.                                         Mevlananın Rumi olarak bilinmesi geçmiş yüzyıllarda diyarı rum olan anadolunun vilayetinden Konya,da uzun süre ikamet etmesidir  ......                                                                                                                                  

 Yazdığı en büyük eser olan Mesnevi sayısız dile çevirilerek Dünyanın her yerinde okunmuş ve insanların beğenisini kazanmıştır .Gel gel yine gel ne olursan ol yine gel dizeleriyle insanları barışa ve hoşgörüye çağırmıştır...
 Daha sonrasında bende Konya,ya Mevlananın türbesini ziyaret etmeye gittim ,ailecek dua ettik ve ve mevlana müzesini gezip birdaha gitmek temennileriyle ayrıldık ...Tekke ve zaviyelerin kapatılması sonrasında Mevlevi dergâhı, Türk ve İslam kültüründeki önemli yeri nedeniyle korundu ve müze olarak yeniden düzenlendi. Günümüzde en çok ziyaret edilen müzelerden biri olan yapıda en ilgi çeken parçalar, Mevlana Celaleddin Rumi'nin Kubbe-i Harda (Yeşil Kubbe) olarak anılan türbesi, dergâh eşyaları, değerli elyazmalarının dışında bugünkü kemanların öncüsü olarak kabul edilen sekiz telli keman, sabır taşları ve Galileo'nun asıldığı dönemde astronomi dersleri vermek için kullanılmış olan küre.                                                                  
Ölümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız .Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir ....demiştir Mevlana Celaladdin Rumi .....

10 Mayıs 2017 Çarşamba

SU İÇ GENÇ KAL

                                                                                                                                                                                                 Düzenli su içmenin ömre ömür kattığını biliyormuydunuz ,ABD ,de yapılan bir araştırmaya göre günde 2 litre  su içmek cildi nemlendirip ,güzelleştiriyor.Vücuttan toksitleri atarak insan ömrünü 5 yıl uzatıyor ve cildiniz daha genç kalıyor.Vücudumuzun yüzde 55-75’i, beynin ise yüzde 95’i sudan oluşuyor. Vücuttaki suyun yüzde 2’sinin kaybedilmesi yorgunluk, halsizlik, hafızanın zayıflaması, matematik zekasında azalma ve konsantrasyon güçlüğüne yol açıyor.



İşte su içmenin faydalarından bazıları daha ...
– Yeterli miktarda su içmek daha fazla kalori harcanmasını sağlar.
– Aç karnına içildiğinde vücuttaki zararlı maddelerin atılmasını kolaylaştırır.
– Cildin nemini ve gerginliğini artırarak kırışıklıkları önler, yumuşaklık ve parlaklık verir, selülitten korur.
– Aynı zamanda sesi güzelleştirir
– Böbreklerin çalışmasını düzene sokar, idrar yollarını kum ve taş oluşumundan korur.
– Sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önler, balgamın yumuşayıp atılmasına yardımcı olur
– Ağız kuruluğunu ve ağız kokusunu önler.
– Eklem hareketlerini kolaylaştırır, kilo vermeyi sağlar.
– Emziren annelerin yeterli su içmesi durumunda süt miktarı artar.
– Meme kanserinden korur
– İnsan sağlığı için çok önemli olan iyot, kalsiyum, sodyum gibi pek çok mineral de suyla alınır.
– Erişkin bir insan yaz mevsiminde her gün en az 2 litre (10 su bardağı) su içmeli                                            Umarım bu yazımı okuduktan sonra hemen mutfağa gidip kendinize 1 bardak su dolduracaksınız ,afiyet olsun ,unutmayalımki su hayattır.......                                                                                                

6 Mayıs 2017 Cumartesi

NAZAR KÖY

video     
 İzmir ilinin, Kemalpaşa ilçesinde bulunan Nazarköy'e  hiç gittiniz mi?Sizi bilmem ama ben nazar boncuklarla dolu köye gidince çok mutlu oldum. Ve boncuk ustalarının, 1200 derecelik ateşin başında camları eriterek nazar boncuk haline getirmelerini heyecan ile izledim. Ellerinde ki iki demir parçasıyla boncukları saatlerce emek harcayarak yapıyorlar ve hayallerini, umutlarını günümüzde kullandığımız nazar boncuklarına renk renk yansıtıyorlar. Oraya giderken, boncuk stantlarını gezmeyi, sonra ise, gözleme ise çay keyfi yapmayı unutmayın.:)

3 Mayıs 2017 Çarşamba

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   
Bumerang - Yazarkafe

MÜZİK RUHUN GIDASIMIDIR ...

Müzik ruhun gıdasımıdır  bence gıdasıdır , hatta ruhun değil bedeninde gıdasıdır.muhakkak müzik dinlemeyen ve sevmeyen kimse yoktur...